Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Fatih'in ruhu ölmez, ebedi kalacaktır'
Kocaeli Stadyumu'nda AK Parti Gençlik Kolları tarafından düzenlenen 'Bir Gençlik Şöleni'nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gençlere seslendi. Erdoğan, gençlerin milletin hayallerini gerçeğe dönüştüreceğini belirterek, eğitim yatırımlarına ve fırsat eşitliğine vurgu yaptı. Ayrıca, gençlerin birlik ve beraberlik içinde olması gerektiğini ifade etti.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN İÇİN KOREOGRAFİ YAPILDI
Kocaeli'de AK Parti Gençlik Kolları'nın Kocaeli Stadyumu'nda düzenlenen 'Bir Gençlik Şöleni' programında Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan için koreografi yapıldı. Program kapsamında katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına gençleri selamlayarak başladı. Gençlerle bir arada olmaktan heyecan duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, coşkulu ve dolu dolu bir şöleni organize edenlere teşekkür etti.
Türkiye Yüzyılı'nın mimarının gençleri sevgiyle selamlayan Erdoğan, Avrupa'da, Amerika'da, Asya ve Afrika'da, Türk bayrağını dalgalandıran Türk diasporasının genç mensuplarının da başarılarıyla yurt dışındaki millet varlığının en parlak sembolü olduklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şehirleri, ülkeleri, kıtaları aşan sevgi ve muhabbette, dostluk ve kardeşlikte sınır tanımayan, bugün burada olduğu gibi stadyumlardan taşan şu coşkunuz için, eşsiz birlik ve beraberlik tablosu için her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Millet ve medeniyetimizin nabzı burada atıyor. Hayalini kurduğumuz büyük ve güçlü Türkiye'nin şafağı işte burada atıyor. Tam 1000 yıldır, ezanı, bayrağı, vatanı ve milleti için mübarek kanlarını toprağa akıtan şehitlerimizin, istiklal ve istikbalimiz uğruna bedel ödeyen cesaret timsali gazilerimizin, Alparslan'dan Kılıçarslan'a, Fatih'ten Yavuz'a, Selahattin Eyyübi'den Abdülhamit Han'a, cümle ecdadımızın aziz ruhları, sizlerin dik duruşuyla, ümit saçan aydınlığıyla, şu anda inşallah şad oluyor, yad oluyor" diye konuştu.
'FATİH'İN RUHU ÖLMEZ, FATİH'İN RUHU EBEDİ KALACAKTIR'
Alanda ecdadının emaneti gururla taşıyan ve Türkiye'yi aydınlık yarınlara taşıyacak gençlerin bulunduğunu belirten Erdoğan, "Sevgili genç kardeşlerim, Sezai Karakoç 'Diriliş nesli' derken sizleri işaret ediyordu. Nurettin Topçu, 'Hareket nesli' derken sizleri kast ediyordu. Üstad Necip Fazıl, 'Büyük doğu nesli' derken sizlerden bahsediyordu. Asım'ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek. İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek diyen merhum Mehmet Akif bu ülkenin siz genç yüreklerini müjdeliyordu. TEKNOFEST kuşağının öncü neferleri olarak rahmetli Nurettin Topçu Hocamızın şu müjdesine bugün sizler nail oluyorsunuz: Ömerler ile Akiflerin tam ortasında duran Fatih'in ruhu hakikatte bizim vücudumuzda devam ediyor. Bunu hissediyoruz. Fatih'i bir kılıçtan ibaret sananlar, bilsinler ki Fatih ölmüştür ama Fatih'in ruhunun ebedi hakimiyetine inananlara müjdeliyorum. Fatih'in ruhu ölmez, Fatih'in ruhu ebedi kalacaktır. İnanıyorum ki Fatih'in ruhunu ihtiramla selamlayan, ecdadın emanetini gururla taşıyan gençler burada. Türkiye'yi aydınlık yarınlarıyla buluşturacak gençler burada. Milletimizin hayallerini gerçeğe dönüştürecek gençler burada. Rabbim sizleri kem gözlerden saklasın" ifadelerini kullandı.
'UYUYANLARI UYANDIRACAK O ÇOCUĞU KARŞIMDA GÖRÜYORUM'
Türkiye'nin istikbalini var gücüyle omuzlayan bir gençlik gördüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
"Şu an karşımda dünyaya yeni sözler söyleyen, dikkatleri üzerine çeken, hakkı ve hakikati seslendiren, ufuk sahibi gençlik görüyorum. Gazze'den Sudan'a, Somali'den Yemen'e, mazlumun, mağdurun gözü yaşlı kardeşlerinin hüznünü, kalbinin en derinlerinde hisseden merhametli bir gençlik hissediyorum. Şu an karşımda, deprem gecesi milletinin yardımına koşan, yangın bölgesinde sabahlayan, milletin derdiyle dertlenen gençlik görüyorum. Şu an karşımda vicdanlı bir gençlik, şuurlu bir gençlik, iman, idrak, basiret ve feraset sahibi gençlik görüyorum. Merhum Sezai Karakoç bu gençliği, yani sizleri yıllarca şu sözlerle bekledi; 'O çocuğu bekliyoruz. Dünyayı değiştirecek, yenileyecek, diriltecek çocuğu. O çocuk ki, görüntüye değil öze, dışa değil, içe baksın. Ön planı değil, arka planı görsün. Reklam ve propaganda edilenleri değil, edilmeyenleri bilsin. Bu çocuk elbet gelecek, insanlık, beklenmedik her vakitte olduğu gibi yeni bir atılım yapacak. Diriliş gerçekleşecek, kutlu şehitlerin ruhları uyanacak. Bursa'nın, İstanbul'un, Konya'nın, Diyarbakır'ın, Erzurum'un, Şam'ın, Bağdat'ın, Semarkant'ın, Mekke'nin, Medine'nin ve hepsiyle birlikte Kahire'nin, Kuala Lumpur'un, Bingazi'nin, İslam Abadı'nın ruhları dirilecek. Elinde bir meşale, o çocuğun ulaştığı her kent dirilişe erecek.' Bu şehirlerin mahşerinin önünde soruyorum; kim durabilir? Şehirleri ayağa kaldıracak, yaralara merhem olacak, dirilişi şahlandıracak, uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum."
'GENÇLER GÜÇLÜYSE, MİLLET DE DEVLET DE GÜÇLÜDÜR'
Gençliği; yüreğin bentlerini yıkıp atması, hayal, heyecan, dinamizm ve bir milletin lokomotifi olarak tanımlayan Erdoğan, toplumun enerjisini gençlerden aldığını belirterek, "Bireyden aileye, aileden millete, milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir. Asırların birikiminden süzülüp gelen değerler, kurumlar ve prensipler gençlerin eliyle geleceğe aktarılır. Tarihimize şöyle bir göz attığımızda bu hakikati çok net şekilde görebiliyoruz. Bu milletin sinesinde yetişen gençler, ne zaman elini taşın koymuşsa aile güçlenmiş, millet kenetlenmiş, devlet asıl misyonuna kavuşmuştur. Yalnızca İstanbul'u değil, kalpleri de fetheden Sultan Fatih'te işte bunu görürsünüz. Tuğrul Bey'de, Tarık Bin Ziyad'ta, Süleyman Şah'ta, Süleyman Gazi'de bu saf hakikati görürsünüz. En keskin dönemeçlerde, en zorlu mesuliyetleri yüklenerek istikbalin taşlarını döşeyen, istiklalin sancağını yücelten hep gençlerdir. Malazgirt'te, Çanakkale'de, Milli Mücadele'de, 15 Temmuz ihanetinin çelikten bir iradeyle püskürtülmesinde bu ruhu görürsünüz. Gençler güçlüyse, millet de devlet de güçlüdür. Gençler kendi aralarında gruplara bölünmüş, tuzaklara düşmüş, tahriklere kapılmış ve değerlerinden uzaklaşmışsa tarihimizin en sancılı dönemleri de o zaman yaşanmıştır" diye konuştu.
'ZENGİN FAKİR, ŞEHİRLİ KÖYLÜ, DOĞULU BATILI AYIRMADAN FIRSAT EŞİTLİĞİNİ BİZ SAĞLADIK'
Türk gençlerini zaman zaman çeşitli şekillerde ayrıştırarak birbirine düşman ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bu ülkenin gençlerini kimi zaman sağcı- solcu diyerek, kimi zaman Kürt- Türk diyerek, kimi zaman Alevi- Sünni diyerek, kimi zaman da ilerici- gerici diyerek birebirlerine düşman ettiler. Anne - babaların elleri yüreklerinde, akşam olunca evlatlarının sağ salim eve dönebilmesi için pencere kenarlarında dua ettiği günler yaşadık. Sadece başörtüsünden, sakalından, kılık kıyafetinden dolayı insanların eğitim ve çalışma hakkının elinden alındığı, istifaya zorlandığı, geleceğinin karartıldığı günler yaşadık. O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz. AK Parti olarak, ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldığımız ilk günden itibaren Türkiye'nin hak ettiği seviyelere gelebilmesi için uğraştık. Üniversite okumak ve kamuda işe girebilmek için belirli bir giyim tarzına, yaşam biçimine, dünya görüşüne sahip olmanın şart koşulduğu, ideolojik aidiyetin liyakatın önüne geçtiği günler artık geride kaldı. Zengin fakir, şehirli köylü, doğulu batılı ayırmadan bu ülkenin evlatları arasında fırsat eşitliğini tam manasıyla biz sağladık."
'GENÇLERİMİZE CESARET VE ÖZGÜVEN KAZANDIRDIK'
Bütçede 'aslan payını' eğitime ayırdıklarını söyleyen Erdoğan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Unutmayın gençler, önce seçilme yaşını 30'dan 25'e, ardından 18'e düşürerek gençlerimize duyduğumuz güveni çok net şekilde gösterdik. Türkiye'de siyaseti dar kadro siyaseti olmaktan çıkartarak, gençlerimizin eğitimde, bürokraside, sivil toplumda, kültür, sanat ve sporda önünü açtık. 23 yıldır hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime tahsis ettik. 2002'de yükseköğretime ayrılan bütçe sadece 2,5 milyar liraydı, biz bunu 2026 itibariyle 651 milyar liraya çıkardık. Üniversite sayımızı 76'dan 208'e yükselttik. Yükseköğrenim yurt sayımızı 190'dan 873'e, yatak kapasitemizi 182 binden 1 milyona ulaştırdık. Yıllar içerisinde, tüm burs miktarını, hem burs alan öğrenci sayısını artırdık, başvuran her üniversite öğrencimize burs veya kredi veriyoruz. 81 ilimizi gençlik ve spor tesisleriyle, bilim ve kültür merkezleriyle, spor salonları, futbol sahaları ve olimpik yüzme havuzlarıyla donattık. Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık. Bugün kendisini çok iyi yetiştirmiş, birkaç dil bilen, dünyayı tanıyan, sosyal zekası yüksek, deneyimli, donanımlı, yenilikçi ve aynı zamanda ahlaklı, imanlı bir neslin hamdolsun gümbür gümbür geldiğini görüyoruz."
'GENÇLERİMİZİN BAŞARILARIYLA GURUR DUYUYORUZ'
Genç bilim insanlarının, öğrencilerin, sanatçıların dünya ölçeğinde ses getiren başarılara imza attığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Genç yeteneklerimiz uluslararası turnuvalarda, olimpiyatlarda madalyalara her gün yenilerini ekliyor. Tekvando milli takımımız, engelli sporcularımızla birlikte 22 madalya kazanarak Avrupa şampiyonu oldu. Milletimizin göğsünü kabartan tekvandocularımızı tebrik ediyorum. Kazakistan ziyaretimizde ülkemizi e-spor alanında temsil eden gençlerle karşılaştık. İster geleneksek spor dallarında, ister teknolojiyle birlikte gelişen e-spor branşlarında olsun, gençlerimizin başarılarıyla gurur duyuyoruz. Bugünün ve yarının dünyasında, sizlerin hak ettiğiniz yeri almanız için yanınızda olmaya devam edeceğiz. Türkiye'nin geleceği sizlere emanettir, Türkiye'nin parlak yarınları sizlerin gayretleriyle şekillenecektir. Sadece ülkemizde değil, Türk dünyasında, İslam aleminde, Afrika'da, Asya'da, Latin Amerika'da sizi izleyen, Türkiye'deki her gelişmeyi yakından takip eden milyonlarca kardeşiniz var. Siyasi hayatının her aşamasında gençlerle yol yürümüş, çeyrek asra yaklaşan millete hizmet yolculuğunda gençliği daima önceleyen bir büyüğünüz olarak, sizlere her zaman güvendim ve güveniyorum. Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın" dedi.